ZEBUR’UN İSTATİSTİK BİLGİLERİ

2017-10-19 11:56:00

ZEBUR’UN İSTATİSTİK BİLGİLERİ Ebat:16,5 X 24 cm Kenar:1,5 cm Sayfa:372 Forma:23,25       ZEBUR                                                 KURAN’DA 151 Bölüm                                     Davut:  8 defa 2507 Ayet                                       Zebur:  3 defa 43.901 Kelime   OCAK 2018'de TÜM KİTAPÇILARDA                       TEVRAT ve İNCİL’DE        Davut: 1154 defa        Zebur:  84 defa Devamı

LUVİ HİYEROGLİFLERİNİN BULUNDUĞU YERLER

2017-10-19 11:41:00

LUVİ HİYEROGLİFLERİNİN BULUNDUĞU YERLER Afrin Steli Dörtgen prizma şekilli bir stelin orta kısmına ait olan bu parça Afrin kasabası yakınlarında bulunmuştur, ancak buluntu yeri orijinal lokasyonu değildir. Yaklaşık yarım metre genişliğinde olan stelin A yüzünde bir Fırtına tanrısı kabartması vardır. Diğer üç yüzeyde ise Luvi hiyeroglifi ile yazılmış bir metin mevcuttur ancak D yüzü tamamen tahrip olmuştur. B ve C yüzeylerindeki 3 satırlık metin de hem kısa hem de hasarlı olduğu için içerik konusunda fazla bir bilgi vermemektedir. Stel 1995 yılı itibari ile Ain-Dara kazı evinde bulunmaktaydı. Ain Dara Geç-Hitit Tapınağı Ain Dara, kuzey Suriye’de, Halep’in yaklaşık 65 km. kuzey batısındadır. 1955 yılında bulunan anıtsal bazalt aslan heykeli Ain Dara’da kazıların başlamasına ön ayak olmuş- tur. Tapınak 30’a 20 metre boyutlarında olup veranda, orta bölüm ve daha içerideki ana salon olmak üzere üç bölüm- den oluşur. Yapı M.Ö.1300 ile 1000 yılları arasındaki dönemde inşa edilmiş ve ilavelerle genişletilmiştir. Aksaray Steli Sadece alt yarısı bulunan stelin bir yüzünde Fırtına tanrısı kabartması, diğer yüzünde ise Luvice hiyeroglifi ile yazılmış bir metinin son 5 satırı bulunmaktadır. Yazıtın son satırı ön yüze dolanarak Fırtına tanrısının ayaklarının altına kadar uzanmaktadır. Mevcut parçanın boyutları 88x90x39 santi- metredir. 1976 yılında bir inşaat kazısı sırasında bulun- muştur. Metinde stelin Kiyakiya isimli bir hükümdar tarafın dan Fırtına tanrısına adandığı belirtilmektedir. Kiyakiya ismi Topada yazıtında da geçmektedir. Bu kişinin Asur kaynaklarında ismi Kiakki olarak geçen ve Asur kralı II. Sargon tarafından M.Ö. 718'de devrilen hükümdarla aynı olma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla stel M.... Devamı

LUVİCE

2017-10-19 11:39:00

LUVİCE         LuvicedilargümanlarınailkkezHititçeilebirlikteAsurticaretkolonilerizamanınaaiteski Asurcatabletlerdeyer-lilereaitşahısveyeradlarındarastlanmaktadır.HititlergibiLuvicekonuşan etkingruplarındaM.Ö2.BininbaşlarındanönceAnadolu'yayerleşmişolduklarıdüşünülebilir.Hitit çağındaLuviceAnadolu'daençokkonuşulanveenuzunsüreyaşamışolandildir.ÇiviyazılıHitit metinlerindeluvili"Luvice"denilendilLuviyaülkesinindilidir.Hititkanunla-rındaLuviyaülkesiile Arzavaülkesideğişikolarakkullanıl-maktadır.BundanLuvice'ninArzavabölgesindekonuşuldu-ğu vebubölgenindiliolduğuanlamıçıkmaktadır.GüneyAnadolu'daÇukurova’nınbatısındanitibaren Batı Anadolu-yayerleştirilen Arzava ülkesinin sınırları siyasal durumagöre değişmekle birlikte,         Luvice’ninM.Ö2.BindeGüneyveBatıAnadolu'dakonuşulduğukabuledilmektedir.Luviceile Hititçeninyapı-salbirerparçasıolan-ntve-sssonekleriileoluşturulanyeradlarıHititçağındaBatı, GüneyveOrtaAnadolu'daçokyaygınolduğugibi,aynıtüryeradlarınaAnadolu'danbaşkaEge Adalarında,Girit'te,Yunanistan'daveİtalya’darastlanmaktadır.Yeradlarınınçokkalıcıoldukları gözönündetutulursa,prehistorikçağlardaEgeAdaları,Yunan-istanveAnadolu'dayaşayanhalklar arasındabirdilyakın-lığısözkonusuolabilir.YukarıdaHititçedesözünüettiğimizzamirlerile Latincedekizamirlerarasındakisıkıbenzerlikbugörüşüdestekleyebilir.M.Ö2.BindeHattuşa'nın doğu-sundakibölgeileKizzuwatna'da(Çukurovailekuzeyindekidağlıkbölge),GüneydoğuAnadolu ve Kuzey Suriye'deve YukarıMezopotamya'da Hurrice konuşan bir halkın varlığı bilinmektedir.         M.Ö2.Binde&... Devamı

LUVİLER

2017-10-19 11:38:00

LUVİLERI         Luviler,M.Ö.İkincibinyılBatıAnadolu’sunda,hattaÜçüncübinyılınsonlarınınBatıAnadolu halklarıileilgilitartışmalardaadıhepgeçen,ancakyakınzamanlarakadarçoktaiyiirdelenmemiş olan,Anadolu’nunbirdiğerHint-Avrupa’lıkavmi-halkıdır.Melchert’ineditörlüğünüyaptığıLuviler hakkındakigüncelvekapsamlıbirçalışmayadaya- narakbuçalışmadadaonlara“halk”demekten kaçınılmışvesözkonusutopluluksadece“Luviler”olarakbetimlen- miştir.BatıAnadolu’nunen azındanİlkTunçÇağı’ndakifeodalizmbenzeriyapısına,yasalarda Luviyaülkesinden,Luvi halkındanbahsedilmesine,hattafilolojikolarakdabir çokkanıtavedayanağarağmenyinedebir Luvi devletin- denveonun halkındanbahsetmekgünümüzkoşullarında mümküngörünmemektedir.          BuyüzdendirkibukonununbaşındaLuvilerehalkdenilmemişveonlardansadece“Luviler” olarak bahsedil- miştir.HititolojininkurulduğuyıllardanbuyanasüregelenbirLuvitartışması vardır vebutartışmalarherzaman,Luvi- lerinbirmerkezi,şehri,yazısı,mimarisi,çanakçömleğivb.kültür öğelerininhenüzbulunmadığınoktasındabirleşmekzorundakalmıştır.Bundan50yılönceki tartışmalarlabu- günneredeyseaynınoktadayız.Bununenönemlisebebikuşkusuz,tartışmanın arkeolojikboyutununeksikkalmasın dandır.Luviler’inticarialandaetkinlikleriolduğu,yasalarda ki ilgilimaddelerdenetbirşekildebelirtilmektedir.BudaHattilitüccarların,Hititdevletininihtiyaç duyduğumallarıBatıAnadolu’danithalettiklerinigöstermektedir.ZatenHititlerinBatı Anadolu’dakigüçgösterilerininveAhhiyawa-nındazamanzamanHititlerinyanında,zamanzaman da pek hissettirmeden karşısında olmasının nedeni olarakbu görülmektedir. &nbs... Devamı

HİYEROGLİF

2017-10-19 11:37:00

HİYEROGLİF     Hiyeroglif;antikdönemeaitbiryazısistemidir.Birçoktürüvardır.AntikçağdaMısır, Hitit,GiritveeskiAmeri- katopluluklarındanbazılarınınkullandıklarıyazıdır.Hiyeroglif sözcüğüAntikYunancadaHiyeroglifikonkeli- mesi,kutsalanlamınagelenHiyeros(ἱερός) veyazıtanlamınagelenGlifo(γλυφίς)kelimelerindenoluşmakta dır.Hiyeroglifikon (ἱερογλυφικόν)“kutsalyazıt”anlamı nagelir.HiyeroglifyazısıM.Ö4.binyıldanM.S4. yüzyılakadarkullanıldı.EniyibilineniMısırhiyeroglif- leridir.Hiyeroglifteilkişaretler resimbiçimindeydi.Anlatılmakistenenkavramınresmiçizilirdi.Zamanlaişaretler kavramınyanısırahecedeğerinidetaşımayabaşladı.Nitekimaynıcümleiçindehem kavram, hem de hece değeri taşıyan işaretlerkullanılır oldu.   Son aşamada soyutkavramları belirtmekiçin somutkavramlardan yararlanılırdı. Örneğin,“ayak” resmi,aynı zamanda  “yürümek”  anlamınada geliyordu.  Aynı özel- lik ötekihiyeroglifyazıtlarındadagörülür.Mısırhiyero- glifleriönceleribüyüktaşanıtlara yazılırdı.Dahasonra- larıküçüktaşlaradayazılmayabaşlandı.Ancakenyaygınolarak papirüsadıverilensıkıştırılmışkamıştabakalarayazıldı.Ucunusivrileştirdikleribir kamışıboyalarabatırarakyazıyorlardı.Taşlarayazılanşekilleripapirüseyazmakta zorluklarçıkınca,şekillergittikçebasitleştivekısaldı.Böyleceyenibiryazıtürüortaya çıktı. Bu yazıya “hiyeratikyazı”adı verildi.   Hiyeratikyazızamaniçindedahadasadeleşerekyenibiryazıtürügelişti.Demotik denenbuyazıylahalkkitlelerineinmeolanağıdoğdu.Mısırhiyerogliflerini1822’de FransızdilbilimcisiJeanFrançoiseChampolionçözdü.Napolyon’un... Devamı

LUVİ (ARZAWA) KRALLARI

2017-10-19 11:09:00

LUVİ (ARZAWA) KRALLARI     M.Ö. 1440 Kupanta - Kurunta M.Ö.  1420 Zippasla Madduwatta M.Ö 1370 Tarhundaradu M.Ö. 1350 Anzapahhadu M.Ö. 1343 Piyama - Kurunda M.Ö. 1342 Tapalazunaulis M.Ö.  (?) Muwa - Malwis M.Ö. 1340 Manappa - Tarhunta M.Ö. 1330 Ura - Tarhunta M.Ö. 1320 Tarksnawa M.Ö. 1320 Uhha - Ziti M.Ö. 1315 Ura - Hattuša M.Ö. 1310 Mashturi M.Ö. 1300 Piyama - Radu M.Ö. 1245 Tarhuna - Radu   Devamı

TEVRAT’TA LUVİLER

2017-10-19 11:33:00

TEVRAT’TA LUVİLER   2. Tarihler 12. Bölüm 3. Ayet;  Şişak’ın bin iki yüz savaş arabası, atmış bin atlısı ve Mısır’dan onunla birlikte gelen Luvlu, Suklu, Kûşlu sayısız askeri vardı.   3ἐν χιλίοις καὶ διακοσίοις ἅρμασιν καὶ ἑξήκοντα χιλιάσιν ἵππων, καὶ οὐκ ἦν ἀριθμὸς τοῦ πλήθους τοῦ ἐλθόντος μετ᾽ αὐτοῦ ἐξ Αἰγύπτου, Λίβυες, Τρωγλοδύται καὶ Αἰθίοπες.   2. Tarihler 16. Bölüm 8. Ayet; Kûşlular’la Luvlular, çok sayıda savaş arabaları, atlılarıyla büyük bir ordu değil miydiler? Ama sen Rab’be güvendin, O da onları eline teslim etti.    8οὐχ οἱ Αἰθίοπες καὶ Λίβυες ἦσαν εἰς δύναμιν πολλὴν εἰς θάρσος, εἰς ἱππεῖς εἰς πλῆθος σφόδρα; καὶ ἐν τῷ πεποιθέναι σε ἐπὶ κύριον παρέδωκεν εἰς τὰς χεῖράς σο&u... Devamı

ATATÜRK ve HAYATINDAKİ 19 (KODU) MUCİZESİ

2017-10-19 11:31:00

ATATÜRK ve HAYATINDAKİ 19 (KODU) MUCİZESİ   1. 1881’de 19. Yüzyılın bitimine 19 yıl kala doğmuştur.   2. Sağlığında, İngiliz İmparatorluğu hükümeti Atatürk’ün doğum gününü tebrik için Türk Hükümeti’nden sormuş, Atatürk 19 Mayıs 1881 diye yanıtlamış ve kayıtlara böyle geçmiştir.  3. 19'uncu yüzyılda 19 yıl yaşamıştır.  4. 19 yaşında 1900 yılında Harbiye'ye girmiştir.  5. Harp Akademisi’nden aldığı sicil 317-8’dir. Bu rakamların tek tek toplamı 19 eder.  6. 19 Mayıs 1915’te Miralay (Albay) oldu.  7. Atatürk, 19 Mart 1916'da Tuğgeneral oldu. Atatürk, Çanakkale savaşında 19'uncu tümen'i komuta etti. 30 Nisan 1919'da 9. ordu müfettişliğine atandı, 19 gün sonra Samsun'a çıktı. Samsun'a çıktığında 38 yaşındaydı. (19 x 2 = 38) Atatürk, Samsun'da 19 gün kaldı.  8. Atatürk, 4 Temmuz 1919'da Erzurum'a gitti. 19 gün sonra 23 Temmuz'da Erzurum Kongresi'ni topladı. Atatürk, 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi nden 114 gün sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gitti. (19 x 6=114) Atatürk, İstanbul'a toplam 19 kez geldi.  9. Sakarya Meydan Muharebesi’ni kazandıktan sonra, başarısına karşılık TBMM kendisine olan minnet ve şükranını belirtmek için 19 Eylül 1921’de kabul ettiği özel bir kanunla mareşallik ve gazilik unvanı vermiştir.  10. Harp okulunu 20'nci olarak bitirdi. Subaylardan birisi yabancı olduğu için mezun olan 19 subaydan biri oldu. Atatürk, Harp Akademisinin 57'nci dönemine kaydoldu. (19 x 3 = 57 )  11. Atatürk'ün ilk askeri görevi, 19'uncu kolordu komutanlığıdır.  12. 19 Aralık 1904’te bağımsızlık düşün... Devamı

EZOTERİZM

2017-10-19 11:29:00

EZOTERİZM, FARKINDALIK ve KENDİNİ BİLMEK        Ezoterizm’in önce kelime anlamı ile, edebi bir tarifinin yapılması gerekir. Sözlük anlamı olarak ezoterizm yalnızca belli sayıda müride açıklanan, halkın düzeyine inmeyen ya da inmemesi gereken doktrine denir. Görünümde olan, kütlesi bulunan canlı cansız tüm varlıklar kendi derinliklerindeki içsel yapılarında öyle olmuş olmalarının ya da varoluşlarının ontolojik nedenlerini ve niçinler ini içlerinde saklarlar. Dünyevi yaşam modelinin tek düzeliği, yani yüzeyselliği, aldatıcılığı, bir hayalden ibaret olduğu sonunda anlaşılan sanal gerçekliği asırlar boyu, az sayıda da olsa, bazı insanların ilgisini çekmiştir. Bu dünyada kısa bir süre için de olsa, var olduklarını bir fırsat bilen, uyanma ve farkına varma bilinci, dolayısıyla da gereksinimi içinde olan bu insanlar, içsel sırlara ermeyi kendileri için vazgeçilmez bir amaç olarak seçmişlerdir. İşte bu sırlara ezoterizm denir. Yapılan tüm çabalar sonucunda ortaya çıkan yorum veya daha doğru bir deyişle idraklere, ezoterik bilgiler, bu yoldaki çalışmalara ezoterik eğitim-öğretim, bunu yapan, uygulayan kişilere de inisiye denir. Başka bir deyişle ezoterizm sembolik olarak saklı bir gerçeği, gizli manayı meydana çıkarmaktır yani kutsal olana derin bir bakıştır.       İnisiyasyonun dilimizdeki karşılığı ikrar’dır. İkrar, dışarıdaki yabancı, bigane kişinin mahrem kişiye dönüşmesi, içeri alınması olup bireyde, varlığın bir alt kademesinden bir üst kademesine geçişi, ruhsal olarak gerçekleştirmeye yönelen süreçtir. Burada söz konusu olan, bir takım sembolik fiiller, edimler, manevi ve fizik deneyimler aracılığıyla, yeni bir hayata doğm... Devamı

ŞAMANİZM

2017-10-19 11:27:00

ŞAMANİZM           Şamanizm, Türklerin İslamiyet’ten önceki dinlerine verilen isimdir. En eski inanç sistemlerinden biri, Türklerin, Moğolların, Asya göçebelerinin eski dinidir. Türkler Orta Asya’da yaşadıkları tarihlerde esas olarak Şaman idiler. Türkler Şamanizm dışında, Budist, Musevi, Mani ve Hristiyan Türklerden de söz etmek mümkündür. Ancak bunların büyük çoğunluğunu Şamanlar oluşturmaktaydı. Türklerin benimsediği bu inanç yok sayılamaz. Çünkü Din kültürdür. Şaman inancı yok sayıp Türklerin tarihini İslam’la başlatmak İslam'dan önceki Türk Tarihini inkar etmektir. Ayrıca avcı toplayıcı döneme köklenen ve Asya göçebeliğinin ayrılmaz bir parçası olan Şamanizm, günümüzde de varlığını sürdürmektedir.   ŞAMANİZM KELİMESİNİN KÖKENİ           Şamanizm, insanlığın en eski dinlerinden biridir. Esas olarak sihir ve büyüye dayanır. Yaşam; gök, yer ve yer altı olarak üç kademeli düşünülmüştür. Gökyüzünde iyilikler, iyi ruhlar; yer altında kötülükler, kötü ruhlar bulunur. Yeryüzünde ise insanlar vardır. İyi ruhların Tanrısına, gökyüzü tanrısına “Ülgen”denir. Yer altındaki kötü ruhların tanrısına “Erlik”adı verilir. Her iki tanrının da eşleri, çocukları, akrabaları, yardımcıları vardır. Yeryüzünde yaşayan insanlar ise bu iki dünya arasında bir denge oluşturmak zorundadırlar. İşte bu dengeyi kuran din adamına “Şaman” adı verilir. Bu sisteme sosyal bilimciler, tarihçiler “Şamanizm” adını vermişlerdir. Şamanizm’e bağlı topluluklarda r... Devamı

HİNDUİZM

2017-10-19 11:00:00

HİNDUİZM        Kurtuluş için gerekli bilgiye sahip olan Brahmanlar, bütün toplum üzerinde ağır bir hakimiyet sürdürdüler. M.Ö. 6. yüzyılda Cainizm ve Budizm dinleri bunların kudretlerine meydan okuyarak ortaya çıkınca, rahipler idareleri altındaki dini halk inançlarına yaklaştırmanın gereğini hissettiler, işte gelenekçi yüksek doktrinlerle az çok eski köklere dayanan bir takım boş inançlardan meydana gelen ve Vedizm ile Brahmanizm'in devamı sayılabilecek bu sentezin dini olan Hinduizm böyle doğmuştur. Hinduizm'in, Budizm'in yavaş yavaş çökmeye başladığı Miladi devrin ilk yüzyıllarında ortaya çıktığını söyleyebilmekteyiz. Hinduizmin kutsal metinleri daha önce bahsedilen Vedalar, Brahmanalar ve Upanishadlara ilaveten, eski efsaneleri anlatan Puranalar, iki akraba prens ailesi arasındaki taht mücadelesini anlatan Mahabharata destanı, (ki bunun en güzel bölümü Tanrı Krşna' yı öven Bhagavad gita "Kutsal Şarkı"dır) ve daha da eski bir destan olan Ramayana'dır. Bhagavad gita'da Tanrı Krşna, kendisinin eski zamanın kişilik dışı Brahma'sının devamı, yani eski-çağların hem kurbanı, hem de evrensel varlığı olan Tanrı Brahman ile eş olduğunu anlatır, "Ben kendim kurbanım, duayım, adağım ve adağın yarattığı iyiliğim. Ben kurbanın işlemiyim, kutsal içkiyim ve hem de mihrabın üstünde çıtırdayan ateşim. Ben bütün nesnelerin anası, babasıyım, doğuran ve muhafaza eden kimseyim, bütün bilgeliğin sonu, temizliğin ve -bütün tanrısal nesneleri içinde toplamış olan- kutsal OM. hecesinin, kelam'ın, Veda'ların ta kendisiyim. Ben Ses'im, efendi ve besleyiciyim, konut ve evim, sığınak ve dostum, "bütün hayatın kaynağı ve hayatın okyanusuyum. Ben başlangı&c... Devamı

ŞİNTOİZM

2017-10-19 10:57:00

ŞİNTOİZM (ŞİNTO)     "Şintoizm nedir?" sorusuna kısa ve net bir cevap vermek oldukça zor, hatta imkânsızdır. Çünkü Şintoizm’in ne bir kurucusu veya peygamberi vardır, ne belirli bir kutsal kitabı, ne de somut bir öğretisi. Şintoizm, en basit tanımıyla "Japon halkının tarih boyunca geliştirmiş olduğu kendine özgü dini inanç ve pratiklerin bütünüdür". Şintoizm; bir başka deyişle, Japon insanının yaşamının ve dünya görüşünün ta kendisidir. Şintoizm, Japon yaşantısının ve kültürünün bir parçası olarak doğmuş ve gelişmiştir. Bu yüzden Şintoizm, bir din olmanın ötesinde kültürel ve milli bir olgudur. Şintoizm, Japon toplumunda bireyleri birbirine bağlayan en önemli bağlardan birisidir. Şintoizm, Japon kimliğinin temel ve önemli yapı taşlarından birisi kabul edilir. Şintoizm, evrensel değil milli bir dindir. Şinto gelenek ve değerleri, aslında Japon gelenek ve değerlerinden başka bir şey değildir. Şintoizm’de töreler ve sosyal hayat çok önemlidir. Şintoizm, bu nedenle "anlatılan" değil, "yaşanılan" bir olgudur. Dolayısıyla Şintoizm, tarih boyunca sözcüklerle anlatılmaya ihtiyaç duyulmayan bir inanç sistemi olmuştur. Şinto teologları arasında, Şintoizm’e ait bazı kavram ve düşünceleri sistematize etme çabaları oldukça yenidir. Bu konudaki önemli gayret ve çalışmalara karşın, teologların henüz yolun başında olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Japonların kendi milli ve geleneksel inançlarını "Şinto" olarak adlandırmaları; VI. yüzyıldan itibaren, Budizm’in Japon topraklarına girmesiyle birlikte olmuştur. Japon topraklarına ilk kez yabancı kökenli bir dinin girmesiyle birlikte, Japon halkı kendi inanç siste... Devamı